Telefonun gün içinde defalarca çalması, istenmediği açıkça söylendiği hâlde mesajların sürmesi veya birinin sürekli aynı kişinin karşısına çıkması günlük yaşamı zorlaştırabilir. Ancak rahatsızlık veren her davranış, ceza hukukunda aynı suç olarak değerlendirilmez. Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 123. maddesinde belirli koşullarla düzenlenmiştir.
Bu suç bakımından davranışın tekrar etmesi, belirli bir kişiye yönelmesi ve sırf o kişinin huzur ve sükûnunu bozma amacıyla gerçekleştirilmesi önemlidir. Dolayısıyla tek bir aramaya ya da mesaj sayısına bakarak kesin sonuca varılamaz. Trabzon ceza avukatı desteğiyle yapılacak hukuki değerlendirmede iletişimin nedeni, tarafların önceki ilişkisi ve olayların seyri mevcut delillerle birlikte incelenebilir.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçu Hangi Davranışlarla Oluşur?
TCK 123; bir kimseye ısrarla telefon edilmesini, gürültü yapılmasını veya aynı amaçla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasını düzenler. Kanun, bu davranışların sırf mağdurun huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla yapılmasını arar. Bu nedenle olayın yalnızca dışarıdan görünen kısmı değil, davranışın amacı da değerlendirilir.
Örneğin arama kayıtlarında çok sayıda çağrı bulunması önemli olabilir; fakat aramaların hangi dönemde yapıldığı, taraflar arasında çözülmesi gereken bir konu bulunup bulunmadığı ve karşı tarafın iletişim istemediğini bildirip bildirmediği de incelenir. Benzer şekilde gürültü iddiasında sesin kaynağı, sürekliliği ve belirli bir kişiyi rahatsız etme amacı taşıyıp taşımadığı önemlidir.
Kanundaki “başka bir hukuka aykırı davranış” ifadesi, rahatsızlık veren her hareketin otomatik olarak TCK 123 kapsamına girdiği anlamına gelmez. Davranışın kanundaki diğer koşullarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Bir Kişiyi Sürekli Aramak Suç mudur?
Birini bir kez aramak veya yanıt alamayınca yeniden aramak, tek başına kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu oluşturmaz. TCK 123 bakımından aramaların ısrarlı niteliği ve sırf karşı tarafın huzurunu bozma amacıyla yapılıp yapılmadığı araştırılır. Kanun belirli bir “kaç arama suç sayılır” sayısı vermez.
Aramaların kısa aralıklarla tekrarlanması, günün hangi saatlerinde yapıldığı ve iletişimin açıkça istenmediğinin bildirilmesinden sonra sürüp sürmediği olayın anlaşılmasına yardımcı olabilir. Buna karşılık taraflar arasında çocukla görüşme, iş veya başka bir konu nedeniyle kurulmuş iletişimin bulunması da bağlamı değiştirebilir. Böyle bir gerekçenin ileri sürülmesi her aramayı hukuka uygun kılmaz; aramaların amacı ve biçimi yine incelenir.
Bu yüzden yalnızca telefon ekranındaki toplam çağrı sayısını göstermek yerine arama geçmişinin tarih ve saat bilgileriyle korunması daha yararlıdır.
Mesaj ve Sosyal Medya Üzerinden Huzur Bozma Nasıl Değerlendirilir?
İstenmeyen mesajlar, farklı hesaplardan kurulan temaslar veya sosyal medya üzerinden sürdürülen iletişim de bir şikâyete konu olabilir. Bununla birlikte mesajla huzur ve sükûnu bozma iddiasında, kullanılan uygulamadan önce davranışın hukuki niteliği incelenir. İçerikte hakaret, tehdit ya da başka bir fiil varsa bunların koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Yazışmalarda tek bir ekran görüntüsü, iletişimin neden başladığını veya karşılıklı nasıl sürdüğünü göstermeyebilir. Mesajların tarihleri, gönderildiği hesaplar, kişinin iletişim kurulmamasını isteyip istemediği ve buna verilen yanıtlar birlikte önem kazanır.
Sosyal medya hesabının kime ait olduğu da ayrı bir ispat konusudur. Yalnızca kullanıcı adı veya profil fotoğrafından hareketle hesabı kullanan kişiyi kesin biçimde belirlemek doğru değildir.
Komşunun Yaptığı Gürültü TCK 123 Kapsamına Girer mi?
Her komşu gürültüsü kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu değildir. TCK 123’ün uygulanabilmesi için gürültünün sırf belirli bir kişinin huzur ve sükûnunu bozma amacıyla yapıldığına ilişkin koşulların değerlendirilmesi gerekir. Örneğin günlük yaşamdan kaynaklanan bir sesle, belirli bir kişiyi rahatsız etmek için tekrarlanan davranış aynı biçimde ele alınmaz.
Gürültünün zamanı, süresi, tekrar edip etmediği ve taraflar arasında daha önce yaşananlar önemlidir. Komşuluk ilişkilerindeki her anlaşmazlığa ceza hukuku üzerinden sonuç aramak, olayın niteliğini yanlış belirlemeye yol açabilir. Şikâyette bulunacak kişinin yalnızca “Sürekli ses yapıyor” demesi yerine hangi davranışın ne zaman gerçekleştiğini somut biçimde anlatması gerekir.
TCK 123 ile Israrlı Takip Suçu Arasındaki Fark Nedir?
TCK 123’teki kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile TCK 123/A’da düzenlenen ısrarlı takip suçu yakın görünebilir; ancak farklı koşullara sahiptir. TCK 123, sırf huzuru bozma amacıyla yapılan ısrarlı telefon aramaları, gürültü veya aynı amaçla gerçekleştirilen diğer hukuka aykırı davranışlara odaklanır.
Israrlı takip hükmü ise ısrarlı biçimde fiziken takip etmeyi veya iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler yoluyla temas kurmaya çalışmayı düzenler. Bu davranışın kişi üzerinde ciddi huzursuzluğa veya kendisinin ya da yakınlarından birinin güvenliği konusunda endişeye neden olması aranır. Aynı olayda birden fazla madde akla gelebileceğinden hukuki nitelendirme, davranışların tamamı üzerinden yapılmalıdır.
Bu bölüm, Israrlı Takip Suçu yazına iç bağlantı vermek için en uygun yerdir. Paylaştığın adres WordPress yönetim ekranına ait olduğu için yayımlanacak yazıda bağlantı olarak kullanılmamalı; yazının herkese açık adresi eklenmelidir.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunun Cezası Nedir?
TCK 123/1 kapsamında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun cezası üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır. Bu, bir şikâyette otomatik olarak hapis cezası verileceği anlamına gelmez. Önce fiilin kanundaki koşulları taşıyıp taşımadığı ve iddianın delillerle desteklenip desteklenmediği değerlendirilir.
Özellikle uzun süreye yayılan olaylarda her aramanın veya davranışın ayrı ayrı not edilmesi, olayın bütününün anlaşılmasına yardımcı olur. Öte yandan şikâyet edilen kişi bakımından da aramaların veya mesajların hangi nedenle yapıldığına ilişkin mevcut kayıtların eksiksiz korunması önemlidir.
Bu Suç Şikâyete Bağlı mıdır, Şikâyet Süresi Ne Kadardır?
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu şikâyete bağlıdır. Şikâyete bağlı suçlarda genel süre, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Devam ettiği ileri sürülen davranışlarda hangi fiillerin ne zaman gerçekleştiği ve sürenin nasıl hesaplanacağı somut olay üzerinden değerlendirilmelidir. Bu nedenle ilk aramanın veya son mesajın tarihine bakarak tek başına kesin bir süre hesabı yapmak yanıltıcı olabilir.
Şikâyet polis veya jandarmaya ya da Cumhuriyet Başsavcılığına yapılabilir. Başvuruyu bekletmek, özellikle silinebilen dijital kayıtlar açısından delil kaybına yol açabilir. Olayların tarihlerini not etmek ve mevcut kayıtları değiştirmeden saklamak, başvurunun açık biçimde yapılmasına yardımcı olur.
Israrlı Arama ve Mesajlar Nasıl İspatlanır?
TCK 123 kapsamında huzur bozma iddiasının ispatında arama geçmişi, mesajlar, e-postalar, tanık anlatımları ve olayın niteliğine uygun diğer hukuka uygun deliller değerlendirilebilir. Burada amaç yalnızca temas sayısını göstermek değildir; temasların tekrarını, kime yöneldiğini ve hangi bağlamda gerçekleştiğini ortaya koymaktır.
Örneğin yalnızca cevapsız arama listesinin bir kısmını gösteren ekran görüntüsü, taraflar arasındaki iletişimin tamamını açıklamayabilir. Mesajların öncesi ve sonrası, tarih bilgileri ve farklı numaralardan arama yapıldığı iddiasını destekleyebilecek kayıtlar da önem taşıyabilir. Delil elde etmeye çalışırken hukuka aykırı bir yönteme başvurulmaması gerekir.
Huzur ve Sükûnu Bozma Şikâyetinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma şikâyetinde genel ifadeler yerine olayların tarih sırasıyla anlatılması daha açıklayıcıdır. Başvurudan önce şu bilgilerin bir araya getirilmesi yararlı olabilir:
- Aramaların, mesajların veya diğer davranışların tarih ve saatleri
- Davranışların ne sıklıkla tekrarlandığı ve hangi kanallardan gerçekleştiği
- İletişimin istenmediğinin bildirildiği yazışmalar ve varsa olayı bilen tanıklar
- Elde bulunan arama kayıtları, mesajlar ve diğer hukuka uygun deliller
Başvuruda kişinin yaşadığı rahatsızlığın yanında, buna yol açtığı ileri sürülen somut davranışlar da açıklanmalıdır. Şikâyet edilen kişi açısından ise iletişimin nedeni ve yazışmaların tamamı önem taşır. Kaynar Hukuk, TCK 123 kapsamındaki iddialarda olayların hukuki niteliğinin değerlendirilmesi, şikâyet başvurusunun hazırlanması ve delillerin sunulması konularında somut dosyanın özelliklerine göre hukuki destek sağlayabilir.

